Kayıtlar

2013 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Dışarısı

Resim
Bulunduğun odadan, yatağından hiç çıkmak istemediğin zamanlar oldu mu senin de? Adına depresyon dedikleri ve aslında sevgiye en çok ihtiyacın olan zamanlardan hani. Oysa hepsi, yalnız kalmak istiyor diye yorumlamışlardı değil mi? Onlara da hak ver. Nasıl yaklaşacaklarını bilemediler sana. O kadar katılaşmıştın ki. O kadar zarar görmüştün ki çevrenden, belki de onlardan... Farkında değillerdi yaptıklarının, değil mi ... Söylemedin ama sen de hiç. Böyle yapmanız beni üzüyor demedin. Üzülmene ve zarar görmene rağmen onları çıkaramadın da hayatından. Güçsüzdün belki, çaresizdin. Belki de anlarlar bir gün diyordun. Anlatsam anlarlar mı diye çok çabaladın biliyorum. Her zaman sonu hüsran oldu. Biliyor musun bir gün anlıyorlar. Ama beklersen o günü, sen yaşamamış olacaksın. İçinde bulunduğun bu durumdan çıkamayacaksın ve yaşamı kaçıracaksın. Bırak onlar zamanları geldiğinde anlasınlar olanları. Bırak onlar görsünler ya da görmesinler. Ama bu anı kaçırırsan tekrarı yok....

Unutmak

Resim
Gece saat 04:00 Ani bir uyanışla kalktı yatağından. Bir gerçeği fark etmiş gibiydi. Sordu: Onu unutabildin mi? *** Aslı'nın yerini hiç kimse tutmaz eğer bir kez Kerem olmuşsanız sözünü hatırladı bir kez daha. Bu kez daha derinden anladı söylenmek isteneni. Bu yüzden mi kendimizi ya başkalarını kurtarmaya ya da tekrarlara adıyorduk. Her bir Aslı'da aslında kaybettiğimiz Aslı'yı mı kurtarıyorduk ya da Kerem'i. Her biri ile tekrar tekrar onu mu yaşıyorduk ya da? Bir parçasını bir özelliğini mi bulmaya çalışıyorduk? Yetmeyen yetmeyecek olan bir parçasını, onu hiç unutmamak için, sürekli? Birine bağlanmaktan kaçmakta ki asıl sorun bu kez de onu kaybettiğinde canının acıyacak olması ve yeni bir Aslı yaratacak olmak mıydı? Tamamlanmak ? Tamamlanmak istemek ama aynı zamanda da bu tamamlıktan kaçmak... İnsanın cenneti ile cehennemi değil mi? Biri ile biten bir ilişkinin devam eden ilişki de kaldığı yerden sürecek olması başka nasıl açıklanabilirdi ki...

Hırs ve Ölüm

Resim
Sadece hırsla hareket eden insan ne zavallıdır aslında. Çaresizlikle hırslarına tutunmuştur onlar. Kendini sevemediğinden veya kendini sevilecek biri gibi görmediğinden bunu yaptığını bildiğinizde aslında acırsınız ona biraz da. Kendini kendine sevdirebilmek mümkün olsaydı eğer; bir taleple, bir etki ile, bir söz ile belki o da artık olduğu gibi sevildiğinin farkına vardığında, sanki tüm bu içsel engellerini aşacak, sevilmek için yapması gerektiğini düşündüğü şeyleri kafasından atacak ve başkalarının değerli gördüğü şeylere sahip olmak için kendini oradan oraya vurmayacaktı aslında. Ansızın fark edecekti etrafındaki güzellikleri o da. Ne kadar zamandır karanlıkta olduğunu ve artık eskiden istediği hiç bir şeyi o kadar da çok istemediğini. Huzur diye tanımladığımız sadece bu olmalıydı. Gerçekten de varmış diyecekti sonra. Kitaplarda okuyarak inanmadığı tek hayaldi belki bu. Koşuşturmanın ortasında, sakin bir şekilde durarak gelip geçen, koşan bağıran, telefonları susmayan insanlar...