Dışarısı
Bulunduğun odadan, yatağından hiç çıkmak istemediğin zamanlar oldu mu senin de?
Adına depresyon dedikleri ve aslında sevgiye en çok ihtiyacın olan zamanlardan hani.
Oysa hepsi, yalnız kalmak istiyor diye yorumlamışlardı değil mi?
Onlara da hak ver. Nasıl yaklaşacaklarını bilemediler sana. O kadar katılaşmıştın ki.
O kadar zarar görmüştün ki çevrenden, belki de onlardan... Farkında değillerdi yaptıklarının, değil mi ...
Söylemedin ama sen de hiç. Böyle yapmanız beni üzüyor demedin. Üzülmene ve zarar görmene rağmen onları çıkaramadın da hayatından.
Güçsüzdün belki, çaresizdin. Belki de anlarlar bir gün diyordun.
Anlatsam anlarlar mı diye çok çabaladın biliyorum. Her zaman sonu hüsran oldu.
Biliyor musun bir gün anlıyorlar. Ama beklersen o günü, sen yaşamamış olacaksın.
İçinde bulunduğun bu durumdan çıkamayacaksın ve yaşamı kaçıracaksın.
Bırak onlar zamanları geldiğinde anlasınlar olanları. Bırak onlar görsünler ya da görmesinler.
Ama bu anı kaçırırsan tekrarı yok. Nereden mi biliyorum. Çok anlar, çok zamanlar kaçırdım.
Bak hala anlatmaya çalışıyorum, bu yazıyı okuyan birileri olur ve bunu fark eder diye tüm çabam.
Bir yandan kendime dışarıdan bakıp sen söylediklerinin ne kadarını yapabildin ki diyorum. Ama deniyorum diyorum sonra.
Önceleri çok acıdı benim de canım. İnsan mı bunlar? Nasıl olabilir böyle şeyler? Nasıl gördükleri halde müdahale etmiyorlar dedim? Kendimden çok onlara üzüldüm bir dönem.
Sonra, sonra asıl canımı yakanın kendim olduğunu gördüm, canımın yakılmasına izin veriyordum bir nevi. Onlara değildi kızgınlığım, kendimeydi.
Kendi hayatıma müdahale etmiyordum, bu yüzden onlara müdahale etmedikleri için kızıyordum ve tüm olanlar bana kendimi gösteriyordu aslında.
Bir gün dışarı çıkıp nerede olduğuma baktım. Kendimden çıkıp insanlara baktım. Geride bıraktıklarıma, yaşadıklarıma baktım. Dünyadan geçip gideceklerini anlayanlar, her günü her anı doyasıya yaşıyorlardı. Acı verecek bir olaya ya hiç girmiyorlar, ya da kendine zaman vermek ve hayata devam etmek kimi için bir günü aşmazken kimi için yıllar sürüyordu. Kendine gelmeyi beklediğim yıllar vardı oysa benim... Sadece bekliyordum. Bir mucize olacağını, bir gün birinin gelip beni bu çukurdan, istemediğim bir yaşamdan kurtarmasını bekliyordum. Beyaz atlı prensi beklermiş gibi. Gelenlerin hepsini o prens zannedip hayaller kuruyordum sonra. Sürüklendiğin zamanlar onlar dedi şu andaki ben kendime...
Belki içtiğin, belki ilişkiden ilişkiye atlayıp acıdan bu şekilde kaçtığın zamanlar... Hayatta hiçbir şeyin mutluluk vermediği, senin de kimseye huzur vermediğin zamanlar hani...
Gördüm ki acı çekebilme kapasitesi olan insan sağlıklı olandı. Bir şey bitmeden başka bir şey başlarsa sonu hüsran oluyordu.
Oysa sen dostum, bu kadar korkularının kontrolünde, bu kadar yalnızlıktan korkan, bu kadar hayatı başkalarına bağımlı olarak yaşayan biri olmasaydın tek başına da var olabilseydin ve dünyaya bağırsaydın "artık ben tek başıma ayakta durmayı öğrendim" o zaman o kadar da içinde hissedecektin ki tüm dünyayı. O kadar tekti ki dünya. Bir anda tüm doğa ile bağlantı kurabildiğini hissedebilirdin.
Bağları hissedebilirdin, düşüncelerinin birer birer gerçekleştiğini görebilirsin. Belki sonra bundan da korkacaktın. Ama artık düşüncelerini de kontrol ettiğinde, gerçekliğe bir adım daha yaklaşmış olacaktın. Hala olabilirsin. Tüm zincirlerini kopart. Dışarıya bak. Kendini gör. Özgürlük çok yakında. Kendini özgür bırak...Yıl dönmeden. Eskiyi bırak... Sana sürekli gösterdikleri kişi değilsin, değildin, hiç olmadın... Onlar anlamıyorsa, anlamasınlar boşver. Ama bil, seni anlayanlar var, dünyada bir yerde. Ama uzak ama yakın, belki dibinde... Onları bul, onları ara... Bunu yürekten iste... Bulacaksın...
30.12.2013
