Kendimle Konuşmalar 777-1


Sen başkasının kabına uyarsın, o başkası da diğerinin kabına uymaya çalışır. Peki ne için?

Belki sevilmek, belki onaylanmak, belki olduğu gibi kabul edilmek için. Ama kaplara uymaya çalışmakla yürümüyor bu denge... 

Bir yanın hortlak gibi çıkıveriyor içinden, 

"KENDİNE İHANET EDİYORSUN" diye bağırıveriyor, aynada gözlerinin içine bakarken, kendi çocukluğunu görüyorsun o gözlerin içinde. 

İhtiyacı karşılanmamış, sevilmemiş, onaylanmamış, olduğu gibi kabul edilmemiş ve yok sayılmış kendi küçüklüğünü. Şimdi sen de o ihtiyacı karşılamayacak mısın?

Hani, benim çocuğum yok, benim x tane var diye dolanıyoruz ya ortalarda. Peki ya asıl sahip olduğum çocuk, nerede? 

O yanımda "BENİM" dediklerim zaten bana ait değiller de, neyse... Bu başka bir günün konusu olsun. 

Unuttun değil mi, kendi içindeki çocuğa sahip çıkmayı bir zamandır? Onu korumayı, kollamayı, büyütmeyi, o takıldığı yerlerden onu alıp şu anda olduğu yaşa getirmeyi...

Zaman geçti, beden yaşlandı biraz daha, ama o çocuk oralarda kalakaldı. 

Sen de yok saymadın mı onu? Biraz da sen incitmedin mi?

Bugün ona temas etme ve onu şefkatle, kucaklayarak, saçını okşayarak bakma günü olsun mu, ne dersin? 

Bu kez aynaya baktığında "kimseler olmasa da ben burada yanındayım" diyebilir misin?

Hangi çağda, hangi oyunda, hangi yaşta yarım kalmışsa onunla oralarda biraz oynayabilir misin en sevdiği oyunu? 

Hangi üstü kabuk bağlamış yaraları açılmışsa yeniden, biraz pansuman yapabilir misin oralara? 

Biraz da herkesi bırakıp öz çocuğuna bakım verebilir misin? 

"HERKESTEN ÖNCE O" diyebilir misin?

Sonra belki elinden tutarak yürümeni istemez olur. Belki artık büyüdüm der, kim bilir? 

Belki bir zaman sonra aynı yerden kırılmaların, aynı yarayı tekrar tekrar kanatmaların ve o kanayan yerlerin üzerini sarmaların da sonu gelir. Ve belki artık bir gün kendini ve içindeki çocuğu unutup biri için senin bir ihtiyacını karşılasın, seni terk etmesin, seni onaylasın, seni sevsin diye çabalamazsın, belki o biri de diğerini ve o diğeri de bir başkasını aynı sebeplerle yanında tutmaya çabalamaz ve herkes kendi içsel çocuğuna ilgi, özen ve bakım vermekle uğraşır. 

Belki herkes bir gün, bir diğerinin de içinde yaralanmış bir çocuk olduğunu fark eder ve herkes kendini iyileştirmeye bakar, bakar ki herkes gül koksun 

Kimisi gül kokan, kimisi diken gibi batan anılarla yoğruluyor herkes hayatta. 

Şu an olduğu kişi olmasına sebep olan her şey o anılarda gizli üstelik. 

Tüm bunlar seninle ilgili bir şeyler fısıldıyor derinlerden... Bitmemiş bir mesele var saklambaç oynayan... 

Bulsan onu, sarsan, sarmalasan belki de, o zaman karşılık beklemeyi bırakıp olduğu gibi kapsayıp sevmeye de başlarsın bir gün. 

Anlatıyor olsa gerek şairin dizeleri:

Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var! 

The Elf 

(07.01.2021)

Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var
Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var
Yaşadın mı, yoğunluğuna yaşayacaksın bir şeyi
Sevgilin bitkin kalmalı öpülmekten
Sen bitkin düşmelisin koklamaktan bir çiçeği
İnsan saatlerce bakabilir gökyüzüne
Denize saatlerce bakabilir, bir kuşa, bir çocuğa
Yaşamak yeryüzünde, onunla karışmaktır
Kopmaz kökler salmaktır oraya
Kucakladın mı sımsıkı kucaklayacaksın arkadaşını
Kavgaya tüm kaslarınla, gövdenle, tutkunla gireceksin
Ve uzandın mı bir kez sımsıcak kumlara
Bir kum tanesi gibi, bir yaprak gibi, bir taş gibi dinleneceksin
İnsan bütün güzel müzikleri dinlemeli alabildiğine
Hem de tüm benliği seslerle, ezgilerle dolarcasına
İnsan balıklama dalmalı içine hayatın
Bir kayadan zümrüt bir denize dalarcasına
Uzak ülkeler çekmeli seni, tanımadığın insanlar
Bütün kitapları okumak, bütün hayatları tanımak arzusuyla yanmalısın
Değişmemelisin hiç bir şeyle bir bardak su içmenin mutluluğunu
Fakat ne kadar sevinç varsa yaşamak özlemiyle dolmalısın
Ve kederi de yaşamalısın, namusluca, bütün benliğinle
Çünkü acılar da, sevinçler gibi olgunlaştırır insanı
Kanın karışmalı hayatın büyük dolaşımına
Dolaşmalı damarlarında hayatın sonsuz taze kanı
Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var
Yaşadın mı büyük yaşayacaksın, ırmaklara, göğe, bütün evrene karışırcasına
Çünkü ömür dediğimiz şey, hayata sunulmuş bir armağandır
Ve hayat, sunulmuş bir armağandır insana

Şiire dair ses kaydı: https://www.youtube.com/watch?v=CQv6tKu5P5k


Bu blogdaki popüler yayınlar

Dışarısı

THE PURPOSE OF LIFE